Vâkıa Suresi
Mekke döneminde inmiştir · 96 ayet · 27. cüz
DİYANETKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
ELMALILIOlacak vak'a olduğu zaman
DİYANETKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
ELMALILIOnun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.
DİYANETKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
ELMALILIO, alçaltıcıdır, yükselticidir.
DİYANETEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
ELMALILIYer şiddetle sarsıldığı
DİYANETEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
ELMALILIDağlar serpildikçe serpildiği
DİYANETEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
ELMALILIDağılıp toz duman haline geldiği
DİYANETEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
ELMALILIVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman
DİYANETİyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
ELMALILISağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!
DİYANETKötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
ELMALILISolun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!
DİYANETİyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
ELMALILIÖnde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.
DİYANETNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
ELMALILIİşte o yaklaştırılanlar,
DİYANETNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
ELMALILINimet cennetlerindedirler.
DİYANETOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
ELMALILIÇoğu önceki ümmetlerden,
DİYANETOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
ELMALILIBirazı da sonrakilerden.
DİYANETMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
ELMALILI(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
DİYANETMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
ELMALILIKarşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.
DİYANETÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
ELMALILIÇevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.
DİYANETÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
ELMALILIKaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
DİYANETÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
ELMALILIOndan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
DİYANETÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
ELMALILIBeğendikleri meyvalar,
DİYANETÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
ELMALILICanlarının çektiği kuş etleri,
DİYANETİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
ELMALILIİri gözlü hûriler,
DİYANETİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
ELMALILISaklı inciler gibi,
DİYANETİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
ELMALILIYaptıklarına karşılık olarak verilir.
DİYANETSadece selama karşılık selam sözü işitirler.
ELMALILIOrada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
DİYANETDefterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
ELMALILIDuydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILISağın adamları, nedir o sağın adamları!
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILIDalbastı kirazlar,
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILIMeyva dizili muzlar,
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILIUzamış gölgeler,
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILIFışkıran sular.
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILIPek çok meyva arasında,
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILITükenmeyen ve yasaklanmayan
DİYANETOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
ELMALILIVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
DİYANETBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
ELMALILIBiz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
DİYANETBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
ELMALILIOnları bâkireler yaptık.
DİYANETBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
ELMALILIHep yaşıt sevgililer,
DİYANETBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
ELMALILISağın adamları içindir.
DİYANETBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
ELMALILIBir çoğu öncekilerdendir.
DİYANETBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
ELMALILIBir çoğu da sonrakilerdendir.
DİYANETDefterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
ELMALILISolun adamları, nedir o solcular!
DİYANETİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
ELMALILIİçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,
DİYANETİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
ELMALILIKapkara dumandan bir gölge altındadırlar.
DİYANETİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
ELMALILIKi ne serindir, ne de faydalı.
DİYANETÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
ELMALILIÇünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
DİYANETÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
ELMALILIBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
DİYANETŞöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
ELMALILIVe diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
DİYANET"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"
ELMALILI"Önceki atalarımızda mı?"
DİYANETDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
ELMALILIDe ki: "Öncekiler ve sonrakiler"
DİYANETDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
ELMALILI"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
DİYANETSonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
ELMALILISonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!
DİYANETDoğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.
ELMALILIElbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
DİYANETKarınlarınızı onunla dolduracaksınız;
ELMALILIKarınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.
DİYANETOnun üzerine kaynar su içeceksiniz;
ELMALILIÜstüne de kaynar su içeceksiniz.
DİYANETHem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
ELMALILISusuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.
DİYANETİşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
ELMALILIİşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.
DİYANETSizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
ELMALILIBiz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?
DİYANETSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
ELMALILIAttığınız meniyi gördünüz mü?
DİYANETSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
ELMALILIOnu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
DİYANETÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
ELMALILIAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
DİYANETÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
ELMALILIBöylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
DİYANETAnd olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?
ELMALILIAndolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
DİYANETSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
ELMALILIEktiğinizi gördünüz mü?
DİYANETSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
ELMALILIOnu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
DİYANETDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
ELMALILIDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.
DİYANETDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
ELMALILI"Doğrusu borç altına girdik."
DİYANETDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
ELMALILI"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
DİYANETSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
ELMALILIİçtiğiniz suya baktınız mı?
DİYANETSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
ELMALILIBuluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
DİYANETDileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?
ELMALILIDileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!
DİYANETSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
ELMALILIYaktığınız ateşi gördünüz mü?
DİYANETSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
ELMALILIOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
DİYANETBiz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
ELMALILIBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
DİYANETÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
ELMALILIÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
DİYANETHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
ELMALILIHayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.
DİYANETHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
ELMALILIBilirseniz bu büyük bir yemindir.
DİYANETDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
ELMALILIO, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
DİYANETDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
ELMALILIKorunmuş bir kitaptadır.
DİYANETDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
ELMALILIOna temizlenenlerden başkası el süremez.
DİYANETDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
ELMALILI(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
DİYANETSiz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
ELMALILIŞimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
DİYANETRızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
ELMALILIRızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
DİYANETKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
ELMALILICan boğaza dayandığı zaman
DİYANETKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
ELMALILIKi o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
DİYANETKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
ELMALILIBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
DİYANETSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
ELMALILIEğer cezalandırılmayacak iseniz,
DİYANETSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
ELMALILIOnu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
DİYANETEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
ELMALILIFakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
DİYANETEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
ELMALILIOna rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
DİYANETEğer defteri sağdan verilenlerden ise,
ELMALILIEğer O, sağın adamlarından ise,
DİYANET"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.
ELMALILI"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!"
DİYANETEğer, sapık yalancılardan ise,
ELMALILIAma yalanlayıcı sapıklardan ise;
DİYANETOna kaynar sudan konukluk sunulur.
ELMALILIİşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
DİYANETCehenneme sokulur.
ELMALILIVe cehenneme atılma vardır.
DİYANETDoğrusu kesin gerçek budur.
ELMALILIKesin gerçek budur işte.
DİYANETÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
ELMALILIÖyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.